|
“Gerunds ve Infinitives” ler, cümlede bir harekete verilen isimdirler. Türkçe’deki ismin halleri durumunda kullanılırlar. İngilizce’de ise bir yüklemden sonra çekilmemiş fiiller mastar yapısında gramatikal olarak üç pozisyonda olabilirler.
İngilizce'de Mastar Mastarlar Fiiller. English GERUNDS AND INFINITIVES. Dersi Dersleri. Nedir Nelerdir Nasıl Yapılır Kullanılır Kullanımı Kullanılışı. Örnekleri Örnek Cümleler.
1.) Gerund (speaking, going gibi)
2.) Infinitive (to speak, to go gibi)
3.) Bare infinitive (Yalın mastar) (speak, go gibi)
“Öğrenmeyi istiyorum” cümlesinde “istemek” cümlenin yüklemidir. “öğrenmeyi” ise çekilmemiş konumda olup, Ingilizce’de gramatikal olarak yukarıda da söylendiği gibi üç şekilden biri ile ifade edilebilir. Bu bir sistemdir, kuralları vardır. Bu kurallar çerçevesinde uygun olan şekliyle cümle yazılır.
Yalın mastarlar genellikle Causative (ettirgenlik) yapısında kullanılır ki bu konuyu daha sonra göreceğiz. Yalın mastar kullanımı spesifik özelliğe sahip olup, kullanım alanı sınırlıdır. Bu şekilde kullanılan fiil sayısı da azdır. Bu nedenle cümlede çekimsiz bir fiil denince “Gerunds ve Infinitives” olmak üzere iki kullanım akla gelir. Bu durumda biri diğeri için altarnatif konumundadır. Yani eğer cümlede gerund kullanılmıyorsa, onun alternatifi olan infinitive’e gidilir. Bu özellik olduğu için bir konunun iyi bilinmesi, alternatifinin de çözülebilmesi anlamına gelir. Gerunds’lar ile başlayalım.
INFINITIVES
Daha önce de söylendiği gibi çekimsiz fiilin kullanıldığı üç yapıdan biri de Infinitives’lerdir. Mastar hareketlerinde Infinitives’lerden faydalanılır. Infinitives’leri kullanım yerlerine göre maddeler halinde göreceğiz.
I want to learn English. (Ben öğrenmek istiyorum.) Burada yüklemin ve mastarın öznesi aynıdır.
I want you to learn English. (Ben sizin Inglizce öğrenmenizi istiyorum.) Bu cümlede ise yüklemin öznesi I, mastarın öznesi You’dur.
Madde ayırımı bu şekilde fiillerin nesne alma veya özne durumuna göre yapılacaktır. “Bu fiillerden sonra mastar gelir” diye ezberlemektense yapı olarak bunları öğrenmek daha iyi olacaktır. Ayrıca çeviri biçimini de kavramak önemlidir.
Şimdi maddeler halinde Infinitives’lerin kullanıldığı yapıları öğrenelim.
1.) Verb + Infinitive
Yani hemen sonrasında Infinitive alan fiiller demektir. Bunların sayıları10–15 tanedir. Burada en önemlilerinden birkaç örnek verilecektir. Bu gruba giren fiiller liste halinde aşğıda sunulmuştur. Bu yapıda, yüklemden hemen sonra Infinitive geldiği için hem yüklemin hem de Infinitive'in öznesi aynıdır.
Appear- Seem- Look: Görünmek
Can afford: Gücü yetmek
Claim: Idda etmek
Consent: ...e razı olmak
Decide: karar vermek
Demand: Istemek, talep etmek
Deserve: Hak etmek, layık olmak
Happen: Tesadüfen ...mek
Hasitate: Tereddüt etmek
Hope: Ummak, ümit etmek
Learn (How): Öğrenmek
Know (how): Bilmek, tanımak
Offer: Teklif etmek
Plan: Planlamak
Prepare: Hazırlamak
Promise: Vaat etmek
Pretend: Gibi davranmak
Refuse: Red etmek
Resolve: Karar vermek
Seek- Try- Strive: ...meye çalışmak
Tend: Eğiliminde olmak
Threaten: Tehdit etmek
Undertake: Üstlenmek
Would love: Seve seve...mek
Condescend: Tenezzül etmek
I can’t afford to buy such a car in these economic condition. (Ben bu ekonomik şartlarda böyle bir araba alacak güçte değilim.)
We decided to give up the project. (Biz projeden vaz geçmeye karar verdik.)
They had to promise to fulfil their commitment. (Onlar vaatlerini yerine gitirmeye söz vermek zorunda kaldılar.)
Commitment: söz, vaat, taahhüt.
To promise: söz vermek
Compromise: (komprumayz) uzlaşmak, ödün. KPDS’de en kritik yerlerde 4-5 defa geçer. Iyi bilinmeli.
Fulfil: yerine getirmek,yapmak
Implement:
Achive(eyçhiv)
Accomplish:
Execute: (eksikut) icra etmek
Carry out:
Built:
Construct:
Manifacture:
Produce:
Perform:
Conduct:
Fulfil’den sonra yazılan fiillerin hepsi onun eşanlamlısıdırlar. KPDS için çok önemli kelimelerdir. Iyi bilinmeli.
He should have tried to resolve the dispute. (Onun tartışmayı çözmeye çalışması gerekirdi.)
Try: ...meye çalışmak, denemek
Dispute: tartışma, anlaşmazlık
Conflient:
Deliberate:
Discuss:
Debate:
Argue:
The two goverments refused to resume the talks. (Her iki hükümet görüşmelereyeniden başlamayı red etti)
Refuse: red etmek
Reject:
Turn down:
Talks: görüşme
Resume: ...e yeniden başlamak, sürdürmek
He must have threatened to kill us. (Bizi öldürmek için tehdit etmiş olmalı.)
Threaten: tehdit etmek
Not: Bu yapıları Türkçe’ye çevirmek önemli bir husustur. Moda mod bildikten sonra Türkçe’ye uygun bir şekilde çevirmek gerekir.
I happened to see him. (Onu tesadüfen gördüm.)
Happen: olmak
Happen + ful Infinitive: tesadüfen ....mek.
He always tends to hurt people. (O genellikle insanları incitmeye eğilimlidir.)
Tend: eğiliminde olmak. (Türkçe’ye meyil, eğilim anlamında “tandans” olarak isim hali geçmiştir.)
She consented to step down. (O çekilmeye razı oldu.)
Consent: ...e razı olmak
Step down: geri adım aymak, çekilmek
I would love to come along with you. (Sizinle seve seve gelirim.)
Would love: seve seve ...mek
Along with: ...ile
She should not have condescent to take his book. (Onun kitabını almaya tenezzül etmemeliydi.)
Condescend: tenezzül etmek
You could have come to see me. (Beni görmeye gelebilirdin)
2.) Verb + Object + Infinitive
Bu kullanımda, yüklemden sonra bir nesne gelir ve ardından mastar kullanılır. Burada yüklem olarak kullanılan fiiller bir nesneden sonra mastar gerektirirler. Bu gruba giren fiiller aşağıda sunulmuştur.
Allow- Permit: Izin vermek
Ask: Istemek, Rica etmek
Recommend- Advise: Önermek, Tavsiye etmek
Cause: Sebep olmak
Challenge: Meydan okumak, Düelloya davet etmek
Command: Emretmek
Compel- Force- Ceorce: Zorlamak, Zorunda bırakmak
Encourage: Cesaretlendirmek, Teşvik etmek
Enable: Muktedir olmak, Mümkün kılmak
Find: Bulmak
Forbid: yasaklamak
Invite: Davet etmek
Notify: Haber vermek, Bilgilendirmek
Oblige: Mecbur etmek, zorunda bırakmak
Order: Emretmek, Siperiş vermek
Remind: Hatırlatmak
Require: Gerktirmek
Teach: Öğretmek
Tell: Söylemek
Tempt: Ayartmak
Urge: istemek, ...e sevk etmek
Warn: Ikaz etmek, uyarmak
Want: Istemek
The U.N has urged the Iraqi Goverment to comply with the resulotions of the security council. (B. M..................)
To Comply:
Resulotion:
Security:
Council:
The teacher could have allowed us to play.(Hoca oynamamıza izin verebilirdi.)
No one can force me to give up smoking. (Hiç kimse beni sigara içmeyi bırakmaya zorlayamaz.)
Forse: zorlamak
The doctor encouraged the patient to go home. (Doctor hastayı eve gitmeye cesaretlendirdi.)
Cour: kalp, yürek
Courage: yürekli
Encourage: yüreklendirmek, cesaretlendirmek, motive etmek
Promote: motive etmek teşvik etmek (promosion)
Not: Bir kalıbın iyice öğrenilebilmesi için sözcüklerin değiştirilerek tekrar tekrar yazılıp, Türkçe’ye çevrilmesi egzersizleri yapılmalıdır.
The U N urged the U S A to lift the embargo. (B M Amerika’nın ambargoyu kaldırmasını istedi.)
Urge: istemek (şiddetle bir şeyi ...)
Not: Çalışırken arada Türkçe cümleler yazıp Inglizce’ye çevirmekverimmliliği arttırır. Inglizce’den Türkçe’ye de çeviri yaparken cesaretli bir şekilde verilmek istenen mesaj Türkçe’ye uygun bir şekilde ifade edilebilmelidir.
You ought to have warned us not to go there. (Bizi oraya gitmemek için uyarmış olmalıydınız.)
Negative Infinitive: Infinitive’in önüne “not” getirilerek oluşturulur. “not to go” gibi.
The inspector obliged the minister to reign. (müfettiş bakanı istifa etmeye mecbur etti.)
Inspector: müfettiş
Spect: bakmak
Inspect: ın:içine, spect: bakmak, Inspect: Içine bakmak = incelemek
Inspectator: içine bakan, inceleyen, = müfettiş
Spectator: seyirci
Expect: ex: dışarı, pect: bakmak, Expect: dışarı bakmak = beklemek, ummak
Respect: tekrar tekrar bakmak, saygı göstermek
Attend: bir yerde hazır bulunmak, devam etmek
Attendance: hazır bulunanlar, izleyiciler
Oblige: mecbur etmek, zorunda bırakmak
He order us to be ready at 11 o’clock. (Saat 11’de hazır olmamızı emrediyor.)
Order: emretmek, sipariş etmek, düzen, sıra
They advised us to learn English. (Inglizce öğrenmemizi tavsiye ettiler.)
You should ask him to help us. (Bize yardım etmesini istemen gerekir.)
The doctor wasn’t able to compel to me to give up smoking. (Doktor beni sigarayı bırakmaya zorlayamadı.)
Compel = Force: zorlamak
Compulsive: zorlayıcı
Compulsory: zorunlu
We had to forbid them to eat pork. (Onlara domuz eti yemelerini yasaklamamız gerekti.)
To forbid: yasaklamak
To bar
To ban
To prohibit
Pork: domuz eti
Kalmamızı rica ediyor. (She ask us to stay.)
Silahları teslim etmelerini istedik. (We wanted them to lay down their arms.)
Lay down: teslim etmek
Gitmesine izin vermemeliydin. (You should not have permitted him to go.)
Not: Dikkat edilirse bu fiillerde mastar hep başkasına yaptırılıyor.
3.) Hem Nesne ile Nem de Nesnesiz Kullanılabilenler
Bu gruba giren fiiller hem nesnesiz, hem de nesne ile mastara geçiş yapabilirler. Yani bu grup fiilleri birinci ve ikinci madde özelliklerini birlikte taşırlar. Birkaç tanesini örnek verecek olursak;
Ask: Istemek
Beg: Rica etmek, Istemek
Clime: Iddia etmek, savında bulunmak
Deserve- Merit: Haketmek, layık olmak
Desire: Arzu etmek
Expect: Beklemek, Ümit etmek
Help: Yardım etmek
Intend: Niyetinde olmak
Invite: Davet etmek
Request: Istemek
Want: Istemek
Wish: Dilemek
He asked to take part in the meeting. (Mitinge katılmayı istedi.)
He asked me to take part in the meeting. (Mitinge katılmamı istedi.)
Görüldüğü gibi birinci cümlede yüklemin ve mastarın öznesi aynıdır. Ikinci cümlede ise yüklemin öznesi “He”, mastarın öznesi ise “me” dir.
To take part in: katılmak
Participate: katılmak
He can expect to win the prize. (O ödülü kazanmayı umabilir.)
He can expect his son to win the prize. (Oğlunun ödülü kazanmasını umabilir.)
I wished to be amoung you. (Aranızda olmayı diliyordum.)
I wished you to be amoung us. (Aramızda olmanızı diliyordum.)
Amoung: arasında (ikiden fazla nesne için)
Between: arasında (iki nesne için)
Örnekler
She deserves to be our chairwoman. (O başkanımız olmayı hakeder.)
Deserve: layık olmak, haketmek
Merit: layık olmak haketmek, değer, meziyet
Meritorious: övülmeye değer, değerli
Deservedly: hakkıyle, haklı olarak
Deserving of: müstahak
The man claimed not to see the event. (Adam olayı görmediğini iddia etti.)
Claim: iddia etmek
Event: olay
Eventful: olaylı
Ful: ...lı
Eventless: olaysız
Less: ...sız
You could have invited us to participate in the congress.(Bizi kongreye katılmaya davet edebilirdiniz.)
Gress: ileri gitmek, yürümek
Regress: geri gitmek
Progress: ileriye gitmek
Bu konudaki kelimeler ve yapılar iyice kavranmalıdır. Türkçe’den Inglizce’ye; Inglizce’den Türkçe’ye çeviri egzersizlerinin yapılması konuyu daha iyi kavratır.
4.) Mastar ve Sıfatların Birlikte Kullanımı
Bu başlık üç madde olarak anlatılacaktır. Madde ayırımı sıfatların değişik kullanımı ile ilgilidir. Her bir maddede kullanılan sıfatlar ayrı ayrı verilecektir. Daha sonra örnekleri ve Türkçe anlamları verilecektir.
1.
Careless: Dikkatsiz, ihmalci
Considerate: Düşünceli, Saygılı
Inconsiderate: Düşüncesiz, Saygısız
Foolish: Akılsız, ahmak, saçma, Aptal, Budalaca
Generous: Cömert,
Kind: Nazik
Unkind: Nazik değil, Kaba
Polite: Nazik
Unpolite: Nazik değil, Kaba
Right: Doğru, Haklı
Wrong: Yanlış, Haksız
Rude: Kaba
Normalde birine “naziksiniz” dendiğinde “You are kind” söylenecek diye düşünülür. Ama Inglizce’de bu yapı kullnılmaz. Bunun yerine “It is kind of you” denir. Ders çalışırken bu kalıpları yazmak ve diğer sıfatlarla yeri değiştirilerek tekrar tekrar yazmak daha verimli olacaktır. Eğer bu sıfatlardan sonra çekilmemiş bir fiil gelirse bu mastar olmak zorundadır. Bu konudan alınması gereken mesaj “sıfatlardan sonra mastar kullanıldığı ve bu kalıpların çeveiri mantığının iyi kavranması gerektiğidir.
It is kind of you. (Naziksiniz.)
It is impolite of him. (O nazik değildir.)
It is very kind of you to help me. (Bana yardım ettiğiniz için çok naziksiniz.)
It was very considerate of him to carry our luggages. (Valizlerimizi taşıdığı için çok düşünceliydi.)
Görüldüğü gibi bu kullanımda belirtilen sıfatlardan sonra mastar kulanılmaktadır. Örnek olarak cümlelerin zamanı değişik olabilir.
2.
Bu maddede kullanılan sıfatlar şunlardır:
Afraid: Korkmuş
Anxious: Istekli (can atacak şekilde)
Ashamed: utanmış
Careful: Dikkatli
Curious: Meraklı
Determined: Kararlı
Eager: Istekli
Glad: Memnun
Quick: Hızlı
Reluctant: Isteksiz (Irreluctant: istekli)
Willing: Istekli (Unwilling: isteksiz.)
Ept: ...e eğilimli
Likely: Muhtamel
Unlikely: Muhtemel olmayan
Bound- Sure- Certain: Kesin
Liable: ...e eğilimli
He is bound to succeed in the exam this time. (Onun sınavı zamanında başaracağı kesindir. Veya O kesinlikle zamanında sınavı başaracak.)
Terkey is bound to sign the agreement. (Türkiye’nin antlaşmayı imzalaması kesindir.)
He is reluctant to lend us money (O bize ödünç para vermeye isteksizdir.)
We are all quite willing to make sacrificies our family. (Hepimiz ailemiz için fedakarlık yapmaya oldukça istekliyiz.)
Sacrificy: Kurban, Fedakarlık
Man is always liable to make error. (insanoğlu daima hata yapmaya eğilimlidir.)
To err: hata yapmak
Error: hata
Unerring: isabet
My students are willing to learn English. (Öğrencilerim Inglizce öğrenmeye isteklidirler.)
He is unlikely to accept your offer. (Onun teklifinizi kabul etmesi olası değildir veya O muhtemelen teklifinizi kabul etmeyecektir.)
***Not: Konuyu işlerken sınırlı sayıda örnekler veriliyor. Bu nedenle bütün sıfatları içerecek örnek verilemiyor. Verilen cümlelerde veya yeni cümleler kurarak listede olan bütün sıfatları kullanmak daha kalıcı bir öğrenme sağlayacaktır. Ayrıca yazılan her cümlenin sorusunu, olumsuzunu yazarak çalışmak gerekir. Yine yazılan her cümleyi telafuz etmek, yapısını bozmadan Türkçe’ye uygun bir şekilde çevirerek çalışmak verimliliği arttıracaktır.
3.
Ikinci maddede özne kişi veya zamirdi. Bu maddede ise mastar, özne durumuna geçer. Örneğin; “Inglizce öğrenmek kolaydır” ifadesinin Inglizcesi normalde“To learn English is easy.” şeklinde olmalıdır. Ama gramatikal olarak bu maddede olduğu gibi eğer mastar özne durumunda ise cümlenin sonunda yazılır ve özne olarak “It” yazılır. Bu maddeye giren sıfatlar tamamen anlatılan mantık ile kullanılırlar.Bu kullanımdaki “It” bilinen anlamdaki gibi değildir.
Yukarıdaki ifadeyi bu açıklamalar doğrultusunda yazarsak; “it is easy to learn English. (Inglizce öğrenmek kolaydır.) şeklinde olur. Bu maddede kullanılan sıfatlar şunlardır:
Asuming: Eğlenceli
Dificult: zor, güç
Exciting: heyecanlı
Interesting: Ilginç, Enteresan
Boring: Sıkıcı
Easy: Kolay
Hard: Sıkı
Impossible: imkansız
Possible: mümkün
Important: önemli
Essential: Temel, esas
Necessary: Gerkli
Imperative: Gerekli, Zaruri
Urgent: Acil
Advisable: Tavsiye edilebilir
It is impossible to overcome this issue. (Bu sorunun üstesinden gelmek imkansızdır.)
It was very difficult to convince him. (Onu inandırmak çok güçtür.)
Convince: Inandırmak
It is rather difficult to get aloung with her. (Onunla geçinmek oldukça güçtür.)
To get along with: ...ile geçinmek, anlaşmak
It is hard to cope with these problems. (Bu problemlerin üstesinden gelmek zordur.)
Cope with: Üstesinden gelmek, mücadele etmek. KPDS için çok önemli bir kelimedir. 3-4 defa sorulmuş. Edatı veya fiili yine sorulabilir. Iyi öğrenmek gerekir.
Yukarıdaki cümleler “...öğrenmek kolaydır, ...inandırmak güçtür, ...üstesinden gelmek zordur “ gib genel bir anlatımı ifade ederler. Daha önce de açıklandığı gibi ister çekilmiş, ister çekilmemiş bir fiil olsun öncesine özne sonrasına nesne geliyordu. Bu kullanımda da mastarı gerçekleştiren, yüklemin öznesinden ayrı bir özne ise,bunun mastardan önce yazılması gerekir. Ama bu da anlam karmaşasına sebep olmaktadır. Bu karmaşayı önlemek için mastarın öznesinden önce “for” edatı yazılmaktadır. Burada sadece for edatı kullanılr, başka edat kullanılmaz. Örneğin;
It is hard for us to cope with these problems. (Bizim için bu problemin üstesinden gelmek zordur.)
It is impossible for you to persuade me. (Sizin için beni ikna etmek imkansızdır veya beni ikna etmeniz imkansızdır.)
It was necessary for him to submit the report until the next day.(Onun ertesi güne kadar raporu sunması gerekir.)
To submit- To present: Sunmak
Represent: Yeniden sunmak
Presentation: Sunuş
|